içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

OKULLAR AÇILIYOR

Çocuğum Okula Gitmek İstemiyor Ne Yapmalıyım?

Okul hayatı çocuk için yeni bir hayatın başlangıcıdır. O zamana kadar evde istediği düzeni oluşturabilen, istediği saatte uyanıp-yatabilen, istediğinde yemek yiyebilen, canı isteyince çizgi film izleyip canı istediğinde oyun oynayabilen, istediğinde annesiyle temas kuran çocuk okulla birlikte sorumluluk almaya, istemediğinde de zorunlu olarak yapması gereken eylemlerde bulunmaya ve en önemlisi gününün büyük bir kısmını geçirdiği anne ile ayrışmaya başlayacaktır. Bununla birlikte; evde çocukların isteklerine göre bir düzen kurulurken, okul hayatında çocuk özel değil, diğerlerinden biri olur. Bu durum çocuklara başlangıç aşamasında zor gelebilir ve bu nedenle okula gitmek istemeyebilirler. Evde kurallara uyma alışkanlığı kazanamamış, aileleri tarafından sağlıklı sınırlar konulmamış çocuklar da kuralların bol olduğu okula uyum sağlamakta güçlük yaşayabilirler. Dışarı çıkmak için zilin çalmasını beklemek, sırasından kalkmak için izin almak gibi eylemler hep kurallı işlemlerdir. Bu nedenle; okul öncesi dönemde yeteri kadar sınır eğitimi almamış çocuklar da okula gitmek istemeyebilir.

Bazı anneler ise aşırı kaygılı olur. Bu anneler çocuklarını kendilerinden ayrı bir yere bırakmakta yoığun endişe yaşarlar. Çocuklarından ayrı kaldıklarında akıllarında felaket senaryoları oluşturabilirler. Bu annelerin çocukları, annelerinin endişesi ile özdeşim kurar. Bu nedenle annesiz kalınan ortamda onlar da huzursuz olurlar. Bu çocukların okula alışabilmesi için annelerinin sakin kalmayı başarabilmeleri gerekir. Tüm bunların yanında sosyal çevreye uyum sağlayabilmeleri için kendilerine güven duymaları şarttır. Çocukların fiziksel, sosyal, zihinsel ve duygusal bütünlüklerinin okula katılım yapabilmeleri için önemli yapı taşları olduklarını unutmamalıyız. Bu bütünlüğün bozulması çocukta kaygı ve korkulara sebep olacaktır.

Çocuğun Bu Korkusunu Nasıl Anlarız?

Çocuklar okulun ilk günlerinde belirsizlik, güvensizlik, tedirginlik, kaygı ve terk edilme duygularını yoğun olarak yaşarlar. İlkokula başlayacak olan çocuklar; anneden ayrılmak, yeni ortama girmek, arkadaşsızlık, yoğun koridorlar gibi sebepler bu duygulara neden olabilmektedir. Bu duygusal belirtileri; karın ağrısı, mide bulantısı, baş dönmesi, halsizlik, iştahsızlık, ateş gibi fiziksel belirtilerde dışa vurabilirler. Eğer bir kardeşte varsa anneyle tüm gününü geçirmeye devam edecek kardeşini kıskanmak çocuğun iç dünyasını karartabilir. Orta okul ya da liseye başlayacak çocuklarda bu durum kendisini sosyal kaygı olarak gösterebilir. Ergenliğin başlaması ile bedende oluşan  değişimler, çocuğun beğenilmek ve onay almak gibi duygularının karşılanmaması onu endişeye ve bu endişe de çocuğu sosyal ortam da olan okulundan uzaklaşmasına neden olabilir.

Çocukların Okula Uyumu Nasıl Sağlanır?

Çocuğunuza okulu sevdirmeye evde başlayabilirsiniz. Ona okulun ortamı hakkında bilgi verebilirsiniz. Okulun sadece dersten ibaret olmadığını, aynı zamanda keyifli bir yer olduğunu, orada arkadaşlarının olacağını ve evde olduğu gibi orada da oyun oynamak için vakti olacağını anlatabilirsiniz. Evde; çocuğunuzla birlikte okul ortamını daha iyi kavrayabilmesi için okulla ilgili oyunlar oynayabilirsiniz. Tenefüs Öğretmen, beslenme saati gibi kavramlar çocuklara anlayacağı bir dil ile anlatılabilir. Okula başlandığında ise onları okula kimin götüreceği, kimin ne zaman alacağı, servisle mi geleceği mutlaka çocuklara oyuncaklar yoluyla anlatılmalıdır.

Anne ve babanın çocuğun okula uyum sürecinde fikir birliği içinde olması, aynı tutumu benimsemesi oldukça önemlidir. Ebeveynlerden birinin farklı tutumu “Çok ster yaşıyor, okula gitmesin” diye yaklaşımı çocuğun uyum sürecindeki adaptasyonunu olumsuz yönde etkileyebilecek en büyük faktörlerdendir. Çocuğun okula olan kaygısını önemsizleştirmek de durumu olumsuz açıdan etkiler. Örneğin; “korkma, korkulacak bir şey yok!” gibi  cümleler kurmaktan kaçının. Onun okula dair endişelerinin sebeplerini dinleyin ve somut örneklerle ona açıklamalar yapın. Çocuğunuzu okul ile korkutmayın. Yapmasını istediğiniz şeyi “Eğer yapmazsan, öğretmenin kızar” diye yaptırmaktan kaçının. Bu çocuğun dünyasında okulun kötü ve sevilmeyecek bir yer olarak algılanabilmesine sebep olur. Daha başında okula ilişkisini zedelemiş olursunuz.

İlk haftalarda anne, çocuk ile okulda uyum sürecine dahil olabilir. Ancak anne zamanla okulda kaldığı süreyi azaltmalıdır. İlk 10 günden sonra annenin artık okulda olmaması gerekir. Bundan sonraki süreçte çocuk artık ne kadar olumsuz duygu yaşarsa yaşasın, ne kadar inatçı davranırsa davransın okulda tek olacağını bilmelidir. Bu süreçte aile, özellikle anne kararlı ve sabırlı davranmalıdır. Çocuğun ağlamasına dayanmalı, çocuğun okul hakkındaki şikayetlerini istikrarlı şekilde dinleyip destek olmalıdır. Çocuklar kısa bir süre ağlamanın ardından okula uyum sürecini  başarıyla gerçekleştirirler.

Okula uyum sağlamakta zorlanan çocuklarda bir diğer çözüm ise sınıf öğretmeni ile işbirliğine gidilebilir. Annenin, çocuk ile okulda kalmayı bırakmasından sonra öğretmenin çocuğa göstereceği birazcık ilgi çocuğun okula adaptasyonunu kolaylaştırır. Okulun ilk haftalarında oyun-ödev dengesini doğru biçimde sağlamak önemlidir. Çocuğun okulun tüm oyun vaktini elinden alan bir yer gibi algılamasını önlemek için ilk iki hafta kadar ödevler, dersler üzerinde fazla durulmamalıdır.

Okul için gerekli olan her şeyi çocuğunuzla beraber almalı ve bu konuda seçimi ona bırakmalısınız. Böylelikle çocukta özgüven duygusunun gelişimine destek olursunuz.

Çocuğu okuldan alma saati de önemli adımlardan biri elbette. Sabah okula gitmek istemeyen çocuğunuzu, okuldan alırken sabahki kaos yaşanmamış gibi davranıp, onu alma saatinizi geciktirmeyin. Ebeveyninin tutarlı olduğunu görmesi güven duygusunu arttırır.

Okul korkusu giderilmezse ilerde farklı sorunlar yaratır. Okula isteksiz gider, öğrenemez ve öğrenim onun için olumsuz bir öylem olmaya her zaman devam eder. Bu nedenle okul korkusunun tedavi edilmesi gerekir. Çocuğun okul korkusu en az 20 gün devam eder ve bitmez ise bir uzmana danışılmalıdır. Bu korku nedeniyle ilk sene uzun süre okula gönderilmeyen, bu nedenle akademik anlamda başarısızlık yaşayan çocuklar var. Bu nedenle bu korkunun üstesinden gelebileceğini çocuğunuza, hissettirin. Çocuğun anneden ayrı, tek başına kaldığı yer olan okulda özgüven eksikliği yaşamadan akranları ile rahatça kaynaşabilmesinin ilk maddesi çocuğunu dinleyen ebeveynden geçer. Çocuğunuz sizden ayrıyken yaşadığı olayları anlatma konusunda heyecanlı ve istekli olacaktır.

Çocuğunuzu sıkılmadan dinleyin, sorularını yanıtlamaya özen gösterin. Elinizden geldiğince onunla ilgili konularda çocuğunuzun fikirlerini önemseyin. Sorumluluk vermenin çocukluktan başladığını unutmayın, yapabileceği her konuda ona sorumluluk verin ve yaptığı şeylerin onun sorumluluğunda olduğunu çocuğunuza küçük yaşta öğretin.

Okula başlama çocuk ve aile için önemli bir deneyimdir. Anneden ayrılma, ev dışında uzun vakit geçirme, kurallara uyma, tek başına durumu yönetebilme gibi tecrübeleri ilk kez deneyimleyebileceği yer okuldur. Aileler çocuklarının okulla ilgili süreçlerini özenle yürütmeli, sık okul değişikliğinden kaçınmalıdır.

Son olarak şunu belirtmeliyim; çocuklar rutin davranışları çok severler. Ne zaman, ne yapacağını bilmek onlara güven duygusu verir. Çocuğunuzun yanağına bir öpücük kondurup ya da özel bir sarılma, özel bir sözcük gibi vedalaşma ritüeli oluşturabilirisiniz.

Öğrenmek için biraz zorlanmak iyidir. Tüm Öğrencilere ve ebeveynlerine sevgi dolu, güzel bir eğitim-öğretim yılı diliyorum.

Bu yazı 170 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum