içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

SANA NE, BANA MI NE?

Geçtiğimiz günlerde istediğini, istediği yerde giyme tartışması yaşandı; sosyal medyada insanlar ikiye bölündü. Mesele gündüz vakti şort giymek değil o şortların ebatları idi. Ancak şortların boyutları değil insanların giyimlerinde özgür oldukları konuşuldu.

Bir kadının tuvalet ihtiyacını gidermesini sağlayan uzuvlarını kamunun görüşüne sunması nasıl bir medeniyet ölçüsü olabilir? Rahatlık, özgürlük, medenilik diye ne yapacağımızı şaşırdık MaaşAllah!

Rahatlığımız öyle bir seviyede ki kollarımız ve bacaklarımız toplu taşıma araçlarında iki kişilik yeri işgal ediyor. Edebimizle oturmayı başaramıyoruz. Edebimizle oturamıyorsak bu rahatlık değildir, edepsisiz demektir.

Özgürlüğümüz ise başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter. Metroda çaprazımızda oturan insanın kulaklığından taşan gürültü, yanımızda oturan erkeğin şaklattığı sakız o insanın istediğini yapma özgürlüğünün dışında kalır, terbiyesizliğini gösterir.

Yatak odası giyecekleri ile sokaklarda gezmek de alenen teşhirciliktir. İsteyen istediği kadar medenilik olduğu konusunda ısrar etsin bu karşı cinsi tahrik eden bir giyim şeklidir. Açıkta olana herkes bakar. Bakanı, taciz edeni haklı göstermeye çalışmıyorum. Ama arkadaşım açarsan bakarlar. Denizde giymeyeceğin, bikiniden daha açık bir şort ile sokaklarda dolanırsan istemediğin bakış, söz ve davranışlarla karşılaşabilirsin. Bundan daha önemlisi senin edebin yoktur, terbiyen eksiktir.

Bu gibi olayların bir başka boyutu; bir kısım insanlar zan ediyorlar ki kendi haline bakıp başkasına karışmamak, kimseye ilişmemek medeniyet ölçüsüdür. Bir insan bir başkasını en terbiyeli hali ile, en gurur incitmeyecek şekilde uyarmaya kalksa cevap “Sana ne?” oluyor. Bu sana ne’lerden bezen kişiler her olaya “Aman bana ne?” demeyi alışkanlık edinmiş durumda. Bir toplumda yaşıyorsak “Sana ne?” ve “Bana ne?” cümlelerini kurmaya hakkımız yok. Yanlış olan bir olayla karşılaşırsak bunun doğrusunu söylemek gerekir. Elimiz veya dilimiz ile yanlış olan durumları düzeltmeye çalışmadığımızda toplumsal olarak var olan değerlerimiz kaybolur gider. Bizler zamanında tüm mahallemizin büyükleri tarafından terbiye edildik. Bunun hiçbir zararını görmedik. Şimdi toplumumuz bir “Sana ne?”, “Bana ne?” toplumu olmuş durumda. Bu gidişle Türk olarak övündüğümüz davranışlarımız gelecek nesiller içinde yaşanılmaz, belki bir nevi masal olarak anlatılır olacak.

 

Sokaktaki Adam

Filiz FENTÇİ

Bu yazı 342 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum