içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Yerel basın üzerine bazı mülahazalar

Yıllardır görülmemiş bir şekilde basılı yayın organlarının hem nitelikli içerik üretme hem de bu içeriği okuyacak nitelikli okura ulaşma konusunda yaşadığı sıkıntıyı bizzat görüyor ve yaşıyoruz. Alt alta iki satır yazanın şair, 140 karakterlik sosyal medya hesabındaki yazılarını uzatanın yazar, bu yazıları arkaya fonda müzikle hafif melankolik havada okuyanın şarkıcı, kameraya çekenin senarist olduğu bir dönemdeyiz maalesef. Bu konudaki görüşlerimi önceki yazılarımızda da paylaşmıştım. Üzerine saatlerce konuşsak, sayfalarca yazsak anlamı yok zira her topal atın bir kör alıcısı vardır diyenler boşa dememiş değil mi?

Basılı yayın organlarının niteliği demişken burada yerel basına ayrıca bir paragraf açmak istiyorum. Bildiğiniz üzere Simas Yayın Grubu olarak Sarıyer Aktüel isimli aylık aktüel haber dergimiz de geçtiğimiz ay okuyucuyla buluştu. Daha ilk sayısında ele aldığı dosya konularıyla ilçe yönetimleri, esnaf ve halk nezdinde ses getiren ve büyük takdir toplayan Sarıyer Aktüel ikinci sayısında da önemli dosya konuları, röportajlar ve sektörel haberler ile karşınızda olacak.

Sarıyer Aktüel vesilesi ile bu süreçte yerel basın ile daha bir kaynaşma imkanım oldu. Burada bir takım izlenimler edindim. Kesinlikle şahıs ve gazete adı vermeyeceğim. Öncelikle yerel basın her ne kadar rakip olsa da özünde ve gerekli durumlarda refik (dost) olup tek yumruk şeklinde hareket etmeli. Bu maalesef sağlanabilmiş değil. Bu sağlandığı zaman zaten yerel basının önünde hiçbir güç duramaz.

Daha önce yaptığım işler sebebiyle tanıdığım ve her zaman gerek reklam gerek fikir gerekse dostluk olarak desteğini gördüğüm aynı zamanda çocuğunu üniversite sınavına hazırladığım çok kıymetli yerel gazete sahipleri var. Aynı şekilde her işimizde bize bireysel olarak destek olan, kendi evladının geleceği hakkında fikir danışacak kadar güvenen gazete çalışanları da var. Gerçekten kendilerine saygı duyuyor ve başarılarının devamını diliyorum.

Bu işi yaparak evine ekmek götüren tanıdığım tanımadığım tüm yerel basın mensuplarına saygı duyuyorum. Bu kriz ortamında gazetelerini çevirmek için çabalamalarına da saygı duyuyorum. Bir yerel basın organının can damarı olan reklamlara çok önem vermelerini ve gazetelerin çoğunluğun reklamlardan oluşmasını da gayet makul ve zaruri görüyorum. Hatta bu reklamların alınış şekli ile ilgili etik dışı bazı uygulamaları dahi “Herkes rızkını yer” diyerek göz ardı edebiliyorum.

Fakat bir takım şark kurnazlıklarını, dalavereleri görmezden gelemiyorum, birilerinin paralı şövalyesi olup da sonra basın özgürdür istediğimi yazarım diyenleri hazmedemiyorum, birileri hakkında sipariş haberlerle atıp tutup sonra karşılarına oturup pazarlık yapanları düşündükçe ürperiyorum. Bir partiye ait belediyenin ihalelerini alıp oranın yayın organı gibi çalışıp reklamlarını yapıp da aynı zamanda rakip partinin yöneticileriyle muhallebicilerde, kahvelerde gizli gizli yapılan görüşmeleri görünce kanım donuyor.

Siz buna yerel basın demişsiniz ama burası bildiğin Dallas dizisine dönmüş! Kim kime ne kilitlerse, herkes bir yerlerden nemalanma peşinde. Önce bir güzel vuruyor, pazarlık masasına oturuyor; sonra kaymağını yiyor. Herkes oyunu görüyor kimse ses çıkar(a)mıyor. Seyretmesi zevkli!

İşini hakkıyla yapan ve gerçekten tarafsızlık ilkesinden ödün vermeyen tüm dostlara selam olsun! Esenlikle kalın.

Bu yazı 4931 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum